Arbitrum Ekosistemindeki Kripto Paralar
Kripto para ekosistemi, her geçen gün daha da büyüyerek dev bir çevre haline geliyor. Bu ekosistemin temel taşları olarak kabul edilen Ethereum ve Bitcoin gibi projeler, güçlerini artırarak kendi alanlarını oluşturdu. Bu coinler, altcoinlerle desteklenerek daha güvenilir ve hızlı bir finansal ekosistem sunmayı başardı. Altcoin olarak bilinen projeler, ağların zayıf noktalarını iyileştirecek şekilde geliştirilmiştir. Bu sayede daha ölçeklenebilir ve kullanışlı ağlarla güven sağlandı. Ethereum’un ikinci katman çözümleri arasında yer alan Arbitrum, bu projeler için önemli bir örnek oluşturuyor. Arbitrum’un sunduğu güvenli sözleşmeler ve ölçeklenebilirlik avantajları, Ethereum ekosistemini oldukça zenginleştirdi. Ayrıca bu ağ, verimliliğini kanıtlayarak farklı projelerin entegre olabileceği bir platform haline geldi. Sonuç olarak, birbirinden değerli Arbitrum coinleri kripto para dünyasında dikkat çekmeye başladı. Blockchain teknolojisine yenilikçi çözümler sunan Arbitrum projeleri, yazımızda buluşuyor.
Arbitrum Nedir?
Arbitrum, Ethereum ağının ölçeklenebilirlik ve işlem hızı gibi sorunlarına çözümler getirmek amacıyla geliştirilmiştir. Bu projede roll-up teknolojisi kullanılarak Ethereum ağının işlem kapasitesi artırılırken, işlem ücretlerini düşürmek için akıllı sözleşmelerin işlenmesi optimize edilir. Günümüzde Ethereum ağı üzerinde yüzlerce farklı merkeziyetsiz uygulama entegre edilmiştir. Ağın işlem hızının artırılması için gerekli olan bu yükseliş, maliyetleri artırırken işlem sürelerini de uzatmaktadır. İşte Arbitrum, bu duruma farklı bir bakış açısıyla çözüm sunmayı başarmıştır. Projenin temel yapı taşlarından biri olan optimistic roll-up teknolojisi, blockchain üzerindeki akıllı sözleşmeleri başka bir katmanda; yani zincir dışında toplar. Daha sonra sistem, topladığı işlem sözleşmelerini onaylayarak küçük yapılar halinde blockchain’e ekler. Doğrulayıcılar tarafından onaylanan bu işlemlerde bir sorun bulunursa, mesele Layer-1’e aktarılır ve çözülür. Böylece sistem, hatalı işlemleri ve dolandırıcılık faaliyetlerini tespit ederek ağın güvenliğini sağlar. Bu model sayesinde Ethereum ağı işlem kapasitesini artırarak herkes için ulaşılır bir ağ haline gelmeyi başarmıştır. Ayrıca birçok proje Ethereum ağında entegre olarak gelişmeye devam etmektedir. İşte Arbitrum’u bir ekosistem haline getiren kripto para projeleri…
Arbitrum Ekosistemi Coinleri
Arbitrum’a entegre olan projeler arasında birçok farklı vizyona sahip oluşumlar yer almakta. Bu projeler, Arbitrum sisteminin daha etkili ve verimli işlemesi için çeşitli çözümler sunmaktadır. Birbirinden özel Arbitrum ekosistemi projelerini aşağıdaki başlıklarda bulabilirsiniz.
Chainlink
Chainlink, Arbitrum ağındaki akıllı sözleşme sisteminin daha güvenilir ve ölçeklenebilir olmasını amaçlayan bir projedir. 2017 yılında San Francisco merkezli SmartContract şirketi tarafından kurulan bu proje, akıllı sözleşmelerin geleneksel sistemlerle etkileşimli olarak ilerlemesi hedefiyle hareket eder. Bu projede, akıllı sözleşmelere dış kaynaklardan veri akışı sağlanır. “Oracle” adı verilen bu veri sağlayıcıları, blockchain ve veri tabanları arasında köprü görevi görmektedir. Veri akışı doğru bir şekilde sağlandığında, veri sağlayıcıları Chainlink’in kripto parası olan “LINK” ile ödüllendirilir. Verilerin güvenilirliğini doğrulamak amacıyla kullanılan LINK coini Ethereum yani ERC-20 tabanında yer almaktadır. Tüm blockchain tabanlı akıllı sözleşmeleri desteklemeyi vizyon edinen proje hızla gelişimini sürdürmektedir.
Uniswap (UNI)
DeFi projeleri arasında yer alan Uniswap, aslında bir borsa protokolüdür. Kullanıcıların herhangi bir aracıya ihtiyaç duymadan işlem yapmasını sağlayan bu protokol, finansal dünyada tam özgürlükçü bir vizyona sahiptir. Uniswap protokolünde yer alan entegre sözleşmeler ve likidite havuzları, kullanıcıların herhangi bir emir kaydına ihtiyaç duymadan varlıklarını kullanmalarına imkan tanır. Böylece Ethereum ağı üzerinde kurulu bu proje, ERC-20 tokenleri arasındaki geçişi pratikleştirir. Projenin kripto parası olan UNI token, projenin büyümesini desteklemek amacıyla geliştirilmiştir. Çeşitli projelerde yer alan katılımcıların varlıklarını değerlendirmelerini sağlamak üzere tasarlanmıştır; bu proje tam anlamıyla merkeziyetsiz bir düzenin mümkün olduğunu göstermektedir.
Dai (DAI)
Dai, fiyat dalgalanmalarına karşı dayanıklı olması amacıyla geliştirilen projeler arasında bulunmaktadır. Hem merkeziyetsiz hem de istikrarlı bir kripto para ekosistemi için sunulan bu proje, “Dünyanın ilk tarafsız para birimi” vizyonuyla oluşturulmuştur. DAI tokenı, MakerDAO protokolü tarafından yaratılan ve yönetilen bir stabilcoindir. MakerDAO, Ethereum blok zincirinde akıllı sözleşmelerle çalışan bir sistemdir. Bu protokol sayesinde herhangi bir aracıya gerek kalmadan tüm işlemler gerçekleştirilebilir. Kripto para değerlerini koruma amacını güden bu proje, stablecoin türleri arasında oldukça popülerdir.
USD (USDC)
Stablecoinler arasında oldukça tanınan bir diğer kripto para da USD’dir. ABD dolarıyla 1:1 oranında entegre edilen bu coin, kripto varlıklarını teminat altına almak isteyenler için sunulmaktadır. Ayrıca blockchain ve DeFi dünyasına açılmak isteyenler için de USDC, iyi bir teminat kanalıdır. Çünkü USDC varlığı, farklı kripto projelerine ve DeFi uygulamalarına kolayca yatırım yapma imkanı sunmaktadır. Bununla birlikte, varlıklarını geleneksel finans kurumlarındaki krizlerden korumak isteyenlere güvenli bir alan sağlamaktadır. Dolayısıyla USD coini, geleneksel dünya ile sanal dünyayı birleştiren bir proje olarak değerlendirilebilir.
Aave (AAVE)
Aave (AAVE), merkeziyetsiz finans uygulamaları (DeFi) için bir likidite protokolü ve kripto para birimidir. Geleneksel finans sektöründeki bankacılık kurumları ile rekabet etmeyi hedefleyen bu proje, likidite akışı sağlamaktadır. Yani Aave, kullanıcıların kripto varlıklarını borç vermek veya borç almak için kullanabilecekleri bir platform olarak varlığını sürdürmektedir. Ethereum blockchain zeminine kurulan bu proje, akıllı sözleşmeler ile çalışmaktadır. ETH ve MANA gibi çeşitli kripto projeleri ile işbirliği yaparak kredi havuzunu genişleterek likidite akışını artırmayı hedefler.
