Eko Sözlük

Kriz Nedir? Kriz Hakkında Detaylı Bilgiler

(Crisis) Ekonomik krizler, ekonomik büyüklüklerin düzensiz, denetimsiz ve dengesiz değişimlerinden doğar. Bir alandaki problemler, diğer alanlardaki dengeyi etkiler ve büyüme oranları, yılın iki veya bazen üç çeyreği boyunca sıfıra yakın düzeylere ya da negatif değerlere düşer. “Durgunluk” veya “resesyon” olarak adlandırılan bu dönemde, hükümetlerin önlemlerinin niteliği, dozu ve zamanlaması iyi ayarlandığında ekonomi bir süre sonra canlanabilir. Ancak tedbirler geciktiğinde, parçalı olduğunda ve zayıf kaldığında resesyon süresi uzar ve kriz başlar. “Depresyon” olarak adlandırılan bu ekonomik çöküş döneminde, halk gelecek hakkında endişelenirken, iş insanları yatırımları ertelemeye yönelir. Ekonomideki kriz, sosyal ve siyasi hayatı da etkisi altına alır ve bazı durumlarda iktidar değişikliklerine yol açabilir.

Ekonomik sorunlar genellikle borçlanma gibi tek bir alanda kendini gösterir. Eğer hükümet bütçe açıklarını kapatmak için aşırı iç borçlanmaya yönelirse, gereken önlemler alındığında sorun çözülebilir. Ancak devlet borçlanmanın hızını azaltmadan para piyasasına girdiğinde, faiz oranları yükselir ve özel sektörün borçlanabileceği kaynaklar azalır. Yüksek faiz ve daha düşük kredi miktarları yatırımları azaltır. Yatırımların azalması büyüme hızını düşürür ve işsizlik artar. Bu kısır döngü kırılamazsa, ekonomideki daralmayı canlanmaya döndürmek zorlaşır. Borç krizlerinin çözümü, bütçede faiz dışı fazla vererek borcun anaparasını ve sonrasında faiz ödemelerini azaltmaktır. Dış ticaret ve cari işlemler açıklarından kaynaklı dış borç krizlerinin üstesinden gelmek daha zordur; çünkü ekonominin yapısı nedeniyle cari işlemler açığını kısa ve orta vadede azaltmak kolay değildir. Dış borç krizleri, tüm ülkenin sıkıntıya girmesine yol açar ve genellikle alacaklılarla masaya oturup borcun bir kısmının ertelenmesi veya azaltılması için anlaşma yolları aranır. En acil önlem gerektiren krizler ise bankacılık krizleridir. Bankacılık sistemine duyulan güven zayıfladığında, tasarruf sahipleri paralarını çekmek isteyebilir. Merkez bankaları, zamanında önlem aldıklarında bu tür krizleri önleyebilir.

Ekonominin temel sorunları çözülemediğinde, fiyatlar genel seviyede yükselmeye başlayabilir. Gerekli önlemler alınmazsa hiperenflasyon tehlikesi nedeniyle ekonomik kontrol tamamen kaybedilebilir. Yıllık enflasyon oranı uzun süre yüksek seviyelerde, örneğin yüzde 20 ile yüzde 70 arasında kalırsa toplumsal doku zayıflar ve iş ahlakında erozyon başlar. Bazı dönemlerde, dünyadaki bir ülkede başlayan kriz, “salgın kriz” haline gelerek diğer ülkelere yayılır.

Türkiye’de ekonomik krizler: Türkiye ekonomisi 1929-1932 döneminde Dünya Ekonomik Krizi nedeniyle sorunlar yaşamış ve 1932’de ekonomi yüzde 10.7 oranında daralmıştır.

1954-1958 Krizinde, büyüme oranları önceki beş yıla göre düşmüş ve enflasyon oranları artmıştır. Ödemeler ve cari işlemler dengesi kaynaklı bu kriz, 1958’de uygulanan istikrar paketi ile sona erdirilmiştir.

1969-1971 döneminde enflasyonun artması ve büyümenin yavaşlaması ekonomik dengeleri bozmamış, ancak büyük bir kriz yaşanmamıştır. 12 Mart 1971 Muhtırası’nın öncesinde ve sonrasında yaşanan siyasi kriz ekonomiyi olumsuz etkilemiştir.

1977-1980 Krizi’nin temel nedenleri, 1954-1958’de olduğu gibi dış ticaret ve cari işlemler açığıdır. Siyasi, sosyal ve can güvenliği krizlerinin de etkisiyle ekonomik kriz uzun sürmüş; kriz süresince uygulanan üç istikrar paketinden beklenen sonuç alınmamıştır. Kriz sırasında 24 Ocak 1980 Kararları ve 12 Eylül 1980 darbesi yaşanmıştır. 8-9 Ağustos 1989’da Türkiye’nin küresel sermayenin serbest dolaşım rejimine dahil olmasının ardından, ekonomi 1991’de resesyon ve 1994’te ağır bir kriz yaşamıştır.

Devam eden ekonomik dengesizliklerle birlikte, 1998 Rusya Krizi’nin ve 1999 İzmit Depremi’nin olumsuz etkileriyle 1999 yılı bir kriz yılı olmuştur.

2000 Kasım ayında ekonomiyi sarsan kriz, 2001 Şubat ayında daha da derinleşmiştir. 2001 Krizi sırasında alınan 14 Nisan 2001 paketi etkili olmuş ve ekonomi 2003 itibarıyla iyileşmeye başlamıştır. Türkiye’deki 2009 Krizi ise dünya genelinde yaşanan Büyük Finansal Kriz’in etkisiyle ortaya çıkmıştır. 2018 ve 2019 yıllarında ise ekonomik yavaşlama gözlemlenmiştir.

Ekonomik kriz dönemlerinde artan işsizlik, pahalılık ve çözümsüz görünen problemler, insanların ruhsal durumunu olumsuz etkiler; çözümsüzlükler, bireyleri ve ülkeyi yönetenleri bunaltmaya başlar. Bu sıkıntılı dönem bazen “bunalım” olarak adlandırılır; bu da çaresizlik ortamını simgeler. Ancak kamuoyunda kalp ve sinir krizlerini çağrıştıran “kriz” kelimesi daha yaygın olarak kullanılmaktadır. 1950’ye kadar bu tür durumlar için “buhran” terimi kullanılmıştır.